KADINCA FORUM SİTESİ

  KAPI
  FORUM
  ÜYE LİSTESİ
 PROFİL
 SSS
 ARAMA

Galeri



SAĞLIK HABERLERİ

GÜNÜN RESMİ VE SÖZÜ

Menemen S.A. Oçem Otizm Şenliği

SAVANT



OTİZM






Giriş yap


Şifremi unuttum
 

En son konular

» Kadınların nefret ettiği kadınlar
Bugün 0:51 tarafından pamukşeker20

» Kadın sürücü en çok neden korkar?
Bugün 0:46 tarafından pamukşeker20

» regaip kandiliniz mubarek olsun
Dün 23:35 tarafından Nemo

» Sizce eşinden dayak yiyen erkek ne yapmalı?
Dün 15:07 tarafından Hande(NURİCAN'ın annesi)

» denizli
Dün 12:12 tarafından asi_sakaryali

» Kefir Nedir?
02.07.08 23:54 tarafından pamukşeker20

» Bir kızınız oldu. İsmini eşiniz önerdi, siz de kabul ettiniz. Yıllar sonra öğrendiniz ki, bu isim eş
02.07.08 23:44 tarafından pamukşeker20

» TEŞEKKÜRLER
02.07.08 19:21 tarafından Meltem

» Selam Herkese
02.07.08 14:33 tarafından Hande(NURİCAN'ın annesi)

» Ağır bagaj taşımaya son: Motorlu valizler piyasada
02.07.08 0:51 tarafından pamukşeker20

» Suya düşen telefon nasıl çalıştırılır?
01.07.08 11:50 tarafından pamukşeker20

» Kadın mı üstün yoksa erkek mi?
29.06.08 17:35 tarafından pamukşeker20

» YAPRAK DÖKÜMÜ
29.06.08 15:11 tarafından Meltem

» AH ŞU KADINLAR!
28.06.08 13:40 tarafından pamukşeker20

» Gerçek Külkedileri!
28.06.08 11:29 tarafından asi_sakaryali

» BURLA HATUNDAN TERKEN HATUN
28.06.08 11:09 tarafından asi_sakaryali

» Dede Korkut Destanları
28.06.08 10:45 tarafından asi_sakaryali

» Dede Korkut Kitabında Kadın Tipleri
28.06.08 10:27 tarafından asi_sakaryali

» Hz.Hamza'nın Ciğerini Yiyen Kadın Nasıl Sahabi Oldu
28.06.08 10:17 tarafından asi_sakaryali

» CENNETE İLK GİRECEK KADIN
28.06.08 10:15 tarafından asi_sakaryali

» Hadis-i şeriflerde kadın
28.06.08 10:11 tarafından asi_sakaryali

» Kadınların yaratılışı
28.06.08 10:03 tarafından asi_sakaryali

» tms nedir?
27.06.08 10:42 tarafından asi_sakaryali

» Kader Katsayısı Nedir?
27.06.08 10:24 tarafından asi_sakaryali

» Keneyi yiyen avcı böcek bulundu
27.06.08 10:06 tarafından asi_sakaryali

» *OTİSTİK ÖĞRENCİNİZİN BİLMENİZİ İSTEYECEĞİ 10 ŞEY
26.06.08 13:16 tarafından pamukşeker20

» KADIN VE ERKEĞİN GEZEGENİ AYRI MI?
25.06.08 17:24 tarafından asi_sakaryali

» Birbirinize ne kadar uygun bir çiftsiniz? Test edin öğrenin!
25.06.08 14:01 tarafından pamukşeker20

» RUHUNUZ KAÇ YAŞINDA?
25.06.08 13:46 tarafından pamukşeker20

» Hangi tarihte yaşamak isterdin?
25.06.08 9:11 tarafından asi_sakaryali

» Mamma Li Turchi "Anne Türkler Geliyor"
25.06.08 8:56 tarafından asi_sakaryali

» İlaç Şirketleri Durmadan Yeni Hastalıklar Yaratıyor..
25.06.08 8:48 tarafından asi_sakaryali

» Ruh Sağlığın Ne Durumda
24.06.08 21:37 tarafından Meltem

» Yemeyle ilgili problemler
24.06.08 20:52 tarafından pamukşeker20

» Zihinsel gelişimleri ve zekâ seviyeleri
24.06.08 16:14 tarafından Meltem

» Konuşma ve iletişim problemleri
24.06.08 16:02 tarafından Meltem

» TÜRKİYE MİLLİ TAKIMINA TEŞEKKÜR EDERİZ. (BREMERHAVEN-ALMANYA CADDE EĞLENCELERİ VİDEOLARI)
24.06.08 10:24 tarafından asi_sakaryali

» basında milli takım
24.06.08 10:16 tarafından asi_sakaryali

» bursali annelerin güçbirliği
24.06.08 10:06 tarafından asi_sakaryali

» Bursalı kadınlar, evsel atıkları süs eşyasına dönüştürüyor
24.06.08 9:51 tarafından asi_sakaryali

» Kan grubu A olanlara et kesinlikle yasak
24.06.08 9:33 tarafından asi_sakaryali

» Türk Irkının Tipi Hakkında
23.06.08 9:24 tarafından asi_sakaryali

» YAŞADIĞIMIZ ŞEHİRDEN MANZARALAR
23.06.08 8:47 tarafından asi_sakaryali

» Feng Shui`ye Göre Çocuk Odası
22.06.08 14:34 tarafından pamukşeker20

» su cılgın turkler euro 2008
22.06.08 1:01 tarafından asi_sakaryali

» Stres ve kaygı ilişkisi
22.06.08 0:34 tarafından asi_sakaryali

» Eyvah! Kocam bir EURO 2008 manyağı
21.06.08 22:38 tarafından asi_sakaryali

» Yılın Çiftleri
21.06.08 9:24 tarafından bahar

» İşte en çirkin köpekler
21.06.08 9:22 tarafından bahar

» Rus Salatası
21.06.08 9:18 tarafından bahar

» ANLIK SOHBET HAKKINDA (CHATBOX)
20.06.08 14:41 tarafından bahar

» Afacan Çocuğun Duası
20.06.08 13:06 tarafından Meltem

» Cildin 1 numaralı dostu: Limon
20.06.08 12:15 tarafından pamukşeker20

» Kadın ile erkeğin hayata bakışı farklılık arzedebiliyor
20.06.08 1:57 tarafından pamukşeker20

» ALDATIYORSAM SEBEBİ VAR
20.06.08 1:50 tarafından pamukşeker20

» ilk füze
19.06.08 18:04 tarafından asi_sakaryali

» İşte Atatürk'ün Aklındaki Türk Bayrağı
19.06.08 17:54 tarafından asi_sakaryali

» Atatürk zamanından bozkurtlu para
19.06.08 17:47 tarafından asi_sakaryali

» ilk kadın kaan( ulu tomris kaan)
19.06.08 17:27 tarafından asi_sakaryali

» İslamiyetin kabulü ile Türk toplumunda görülen değişimler
19.06.08 17:06 tarafından asi_sakaryali

» Maya'ların Kehanetleri
19.06.08 16:57 tarafından asi_sakaryali

» Ekran için çok güzel bir arkaplan resmi
19.06.08 16:50 tarafından asi_sakaryali

» Kişilik testi
19.06.08 8:55 tarafından bahar

» Kocanımı Öldürmek İstiyorsun :)))
19.06.08 8:42 tarafından bahar

» Mısır sapından biblolar
19.06.08 8:34 tarafından bahar

» Örgüden banyo takımları
19.06.08 8:31 tarafından bahar

» Türkiye Şiirleri
19.06.08 0:28 tarafından pamukşeker20

» Şimşek Çakışı Resimleri
18.06.08 18:14 tarafından asi_sakaryali

» Tüyler Ürperten Bulutlar
18.06.08 18:03 tarafından asi_sakaryali

» İslamiyet Öncesi Türklerde Kadının Yeri ve Önemi
18.06.08 17:34 tarafından asi_sakaryali

OTİZM HAKKINDA KISA, ÖZ VE ANLAŞILIR ÇOK GÜZEL BİLGİLER..

13.05.08 23:56 tarafından Meltem

OTİZM

3 yaşında olan C. çok güzel ve sevimli bir erkek çocuğudur. C, İki yaşına geldiğinde hala konuşamıyor olması annenin dikkatini çektiyse de çevrenin baskısı onu bir yıl kadar bekletmiştir. Çünkü C, görünüşte çok sağlıklı bir çocuktur. Anne, tek çocuk olmasından dolayı çocuğunun içine kapanık ve bu yüzden konuşmasının gecikmiş olabileceğini düşünür. Konuşmuyor olmasının yanı sıra C. müzik kanalları izlemeyi çok sever, üstelik duyduğu şarkıların belli bölümlerini sürekli tekrar edebilir ancak bunları iletişim için kullanamaz. Annesinden bir şey istediğinde ya ağlar ya da annesinin elinden tutarak istediği şeye doğru yönelir, fakat hiç sözlü iletişime geçmez. Bir kenara geçip saatlerce oyun oynayabilir, daha çok arabaları sever ve onların tekerleklerini döndürmeye bayılır. Bu şekilde oynamaktan çok mutlu olur, bunu kollarını kanat gibi açarak ve ellerini birbirine vurarak belli eder. Eline aldığı nesneleri ayrıntılı olarak inceler, onlara dikkatle bakar ancak insanlarla göz göze gelmekten kaçınır. Daha çok tek başına oyun oynamayı sever. Annesi parka götürdüğünde diğer çocukları yanında istemez hatta onlardan kaçar. Annesi C’yi markete götüremez, çünkü her market alışverişi C’nin öfke krizine girmesi demek olur. Raflarda her gördüğünü almak ister, alınmadığında da ağlama ve öfke nöbetleri kendini gösterir.

Yukarıdaki yazı Yaygın Gelişimsel Bozukluk içerisinde Otizm tanısı almış gerçek bir vakaya aittir. Otizm, ilk olarak 1943 yılında Amerikalı çocuk Psikiyatristi Leo KANNER tarafından “Erken Çocukluk Otizmi” olarak adlandırılmıştır. Uzun yıllar psikolojik etkenlere bağlı olduğu sanılmış ve bu nedenle anne –baba tutumları eleştirilmiştir. Daha sonra ilk kez 1996 yılında B.Rimland’ın çalışması ile otizmin nörobiyolojik doğasına dikkat çekilmiştir. (Darıca&Gümüşçü, 2002).

Otizm, yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden nöropsikiyatrik, gelişimsel bir bozukluktur (Kulaksızoğlu, 2003). Bir çocuğa Otizm tanısı koyabilmek için belirli tanı ölçütleri gereklidir. Otizm için kullanılan 12 tanı ölçütü vardır ve üç bölüme ayrılmıştır. Karşılıklı sosyal etkileşimde niteliksel bir bozulma, iletişimde niteliksel bir bozulma ve sınırlı ilgi alanları bu bahsedilen üç bölümdür. Bir çocuğa otizm tanısı konması için en az ikisi sosyal etkileşim alanında ve birer tanesi diğer iki alanlarda olmak üzere en az altı ölçütün bulunması gerekmektedir. Ayrıca, çocuğun öyküsünde otuz altıncı ayını doldurmadan önce kendi içine çekilme (Sosyalizasyon), iletişim veya hayali oyunda gecikme olması gerekmektedir (Yalom, 2007).

Otistik çocuklar sosyal etkileşimde yetersizdirler. Çevresindeki bireylerin farkında olmazlar ve yalnız oynamayı tercih ederler. Kendisinin güvenli olabileceği ortamı seçme becerileri gelişmemiştir. Kendi dünyasındaymış gibidirler. İnsanlarla kendiliğinden ilişki başlatmazlar, istediği şeylere ulaşmak için ilişkiye girerler. İnsanları obje gibi kullanırlar. Göz göze gelmemeye çalışırlar, jest ve mimiklerini kullanmazlar (Ateş, 2005).

Otistik çocukların iletişimi, gecikmiş dil gelişimi ve sözel dilin kullanımındaki farklılıkları içerir. Konuşulan dilin gelişimde gecikme olması ya da hiç gelişmemiş olması ebeveynlerin bir problem olduğunu düşündürten en önemli nedendir. Otizm tanısı almış çocukların çoğu konuşamazlar, konuşabilenlerin de iletişimde kullandıkları dilde bozuklukları vardır (Yalom, 2007). Bu çocuklar oyuncaklarla konuşur gibi ses çıkarmazlar, bir kutuyu arabaymış gibi sürmezler, konuşma olsa da konuşmayı başlatıp sürdürme bozuktur. Kendine özel kelimeleri ya da konuşma tarzları vardır. İletişimde kullandıkları bazı davranışları vardır. Örneğin, su istediklerinde annesinin elinden tutarak hatta annesinin parmaklarını kullanarak suyu gösterirler. Anne ya da başka birini iletişimde bir araç olarak kullanırlar. Bir şeyi göstermek istediklerinde kendi parmakları yerine başkalarının parmakları ile göstermeyi tercih ederler. Genellikle televizyon kanallarına ilgili olan otistik çocuklar, televizyonda duydukları sesin ton ve ahengini taklit ederler ancak bu taklit ettikleri sesleri iletişimde kullanamazlar. Cümle kurabilen otistik çocukların kullandıkları dildeki diğer bir farklılık zamirleri kullanma şekillerindedir. “Ben” yerine genelde “Sen” zamirini kullanırlar. Örneğin “sen su içiyorsun” dediklerinde aslında “ ben su içiyorum” demek isterler (Ateş, 2005).

Otistik çocukların ilgi alanları sınırlıdır. Nesnelerin daha çok ayrıntıları ile ilgilenirler. Belirli alışkanlıkları vardır ve bunların değişimine tepki gösterirler. Bu tarz çocuklarda tekrarlayıcı (Stereotip) davranışlar gözlemlenir. Örneğin, markete gittiklerinde her defasında aynı şeyler sırası ile alınmalıdır yoksa öfke nöbetleri kendini gösterebilir. Objelere dokunup geçer ya da parmakla tıklatırlar. Dönen eşyaları, çamaşır makinesini seyrederler. Elinde ip ya da benzeri şeyleri sürekli sallayabilirler. Oyuncağın belirgin bir kısmıyla ilgilenir ve onu tekrarlayıcı bir şekilde hareket ettirirler. Objeleri gözüne yakın tutar, değişik konumlara yerleştirir, ona değişik açılardan bakarlar. Kağıtlara, kitaplara, dergilere özel ilgileri vardır. Kağıtları sürekli yırtabilirler. TV’de reklamlara, müzik kliplerine özellikle ilgilidirler. Heyecanlandıklarında kollarını, ellerini kanat gibi çırpma davranışları gözlenir. Birden başlayan koşmalar, zıplama, sallanma ayak uçlarında yürüme, dönme davranışları gözlenir. Garip parmak hareketleri yaparlar ya da ellerini uzatıp çevirerek bakarlar. Ellerini ısırma, başını vurma gibi kendine dönük saldırganlıkları vardır (Ateş, 2005).

Otistik çocukları tanımlamak için kullanılan pek çok davranış özelliği vardır fakat çoğunlukla hiçbir otistikte bu özelliklerin hepsi birden bulunmaz ve her birinde görülen özellikler farklılık gösterebilir. Ayrıca otistik çocukta görülen bir özellik zamanla yerini başka özelliklere bırakabilir. Bu nedenle güvenilir tanı koyabilmek için, çocuğun belirli aralıklarla farklı uzamanlar ile birlikte ve farklı alanlarda değerlendirilmesi daha uygun görülür. Ayrıca, otistik bozukluğun en ağırdan en hafife giden çok farklı biçimlerinin olduğu gözden kaçmamalıdır. Epilepsi, saldırganlık ve uyku problemleri otistik bozukluğa eşlik edebilmektedir. Otizm bozukluğunda dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir nokta otistik gerilemedir (regresyon). Çocuğun öğrendikleri kelimeleri unutması ya da içe dönme davranışları gerilemenin ilk belirtileri niteliğindedir. Otizmin ağırlığı, zeka düzeyi, çocuğun konuşma yeterliliği ve öğrendiklerini genelleyebilme yetisi ile ilgilidir. Ağır otistiklerde tüm belirtiler görülebilirken hafif otistiklerde zamanla konuşabilme, göz teması kurabilme ve normal eğitim alabilme gözlenebilmektedir (Kulaksızoğlu, 2003).
Otizmin nedenleri konusunda pek çok araştırma yapılmış ve hatırı sayılır uzmanlar görüşlerini dile getirmişlerdir.


Otizmin başlangıcından bu güne, hastalığın nedenleri konusunda yapılan sayısız araştırmaların hiçbiri otizm bozukluğunun nedenleri konusunda kesin bir bilgi verememektedir. Günümüzde otizm bozukluğunun nedenleri hala tartışılmaktadır.

Otistik çocukların normal fiziksel görüntüsü pek çok kuramcının biyolojik etkenleri göz ardı etmesine neden olmuş ve ilk zamanlarda otizmin psikolojik temelli, erken çocukluktaki aile etkilerinin neden olduğu ileri sürülmüş olsa da, günümüze kadar gelen sistematik araştırmalar bu izlenimi yok etmiştir.

Otizmin çok erken başlangıçlı oluşu, otizmin erkek çocuklarda kızlara oranla 3-4 kat daha sık görülmesi, otistik bireylerin aileleri ve ikizler üzerine yapılan çalışmalar, otizmdeki iletişim ve sosyal alandaki yetersizliklerin bu bozukluğun kalıtsal geçişli/ biyolojik bir yönü olduğunu göstermektedir .

Otistik çocukların EEG’leri üzerine yapılan ilk dönem çalışmalarda bu çocukların çoğunun anormal beyin dalgası örüntüleri olduğunu gösteren bilgilere rastlanmaktadır. Diğer yapılan nörolojik çalışmalarda birçok otistik çocuğun beyin hasarlarına ilişkin bilgiler dikkati çeker niteliktedir. Örneğin manyetik rezonans (MRI) ile yapılan bir çalışmada otistik ve normal genç erkeklerin beyin yapıları karşılaştırılmış, otistik bireylerin beyinlerinde bir genişleme olduğu gözlenmiştir. Çocukluklarında ciddi otistik belirtiler gösteren bireylerin % 30’unun ergenlik döneminde epileptik nöbetler geçirmesi, bu bozuklukta beyindeki aksaklığın rol oynadığına ilişkin bir gösterge olabilmektedir (Aktr; Morris, 1997).

Otizm Bozukluğunun Tedavisi Nasıl Olacaktır?

Otizm tedavisinde erken tanı ve tedavi, hastalığın seyrini değiştirebilme açısından oldukça önemlidir. Bugün yaygın gelişimsel bozuklukların tedavisinde en önemli yaklaşım özel eğitim ve davranış terapileridir, çok sık olmasa da ilaçla tedavi (farmakoterapi) gerekebilmektedir. Tedavi programı, her çocuğun bireysel farklılıklarına göre belirlenmektedir. Eğitimin şekli kişinin yaşı ve gelişimine göre değişiklik göstermektedir. Çok küçük çocuklarda konuşma, dil eğitimi ve özel eğitim üzerine odaklanılır, anne baba ile çalışılır ve bazı belirtiler için psikoaktif ilaçlar kullanılabilir. Bunların yanı sıra otistik bozukluğun tedavisinde, çeşitliliği gün geçtikçe artış gösteren alternatif tedaviler de dikkati çeker niteliktedir.

En sık kullanılan tedavi yöntemi olarak şüphesiz özel eğitim tercih edilmektedir. Özel eğitimde otistik çocukların bilişsel işlevlerini, iletişim becerilerini güçlendirmek, sosyal becerileri ve öz bakım becerileri kazandırmak, davranışçı yöntemlerle olumsuz davranışları değiştirmek ve ailenin eğitime katılımını sağlamak amaçlanmaktadır. Özel eğitimde çocuğun mataryelleri nasıl ve hangi amaçla kullanılacağını öğrenerek bilişsel işlevlerinin geliştirilmesine destek olunur. Sosyal etkileşim ve iletişimi arttırma adına konuşma terapisi ve grup içine sokularak arkadaş ilişkisi ve etkileşiminin sağlanması amaçlanır. Sosyal beceri kazandırma eğitimlerinin kısıtlı uygulamaları vardır. Kurumda yatırarak eğitim söz konusu olmadığı durumlarda ailelere büyük görev düşmektedir.

Otistik çocukların tedavisinde aile önemlidir. Otistik çocukların özellikleri ve aile tutumları konusunda aile eğitilir. Davranışın değiştirilmesi de, tedavi ve eğitimin en önemli parçası olma özelliği gösterir. Davranışın değiştirilmesi hem bazı davranışları arttırma hem de bazı davranışları azaltma yaklaşımlarını içerir. İstediğimiz davranışları artırma yaklaşımlarında ödüllendirmelerden faydalanılır. Davranışları azaltmada yaklaşımlar, ceza verme ve dikkatini kaydırmadır.

İlaçla tedavi (farmokoloji), otistik bozuklukta kullanılan diğer önemli tedavi yaklaşımı olarak alınabilmekte ve eğitime katkısı önemli gözükmektedir. Otistik bozukluk ile görülen hiperaktivite, uyku sorunları, öfke patlamaları, çekilme, tekrarlayıcı davranışlar, saldırganlık, kendine zarar verici davranışlar, depresyon ve obsesif kompulsif davranışları gibi problemlerin üstesinden gelmek, zihinsen işlevleri desteklemek ve eğitime yardımcı olmak için kullanılabilmektedir.

Çok sık kullanılmasa da aileler tarafından ilgi gören farklı tedavi yöntemlerine de rastlamak mümkündür. Diyet tedavisi, vitamin tedavisi, sekretin, homeopati, duyu bütünleme ve işitsel bütünleme tedavisi, aroma terapisi, refleksoloji, kraniosakral terapisi, ümminglobülin tedavisi, sanatla terapi, müzikle terapi, yunuslarla terapi, hippoterapi, drama hareket terapisi, dansla terapi, heperbarik oksijen terapisi, akupunktur vb. tedaviler alternatif tedaviler içerisinde görülebilmektedir. Ancak, bu tedavi yöntemlerinden herhangi birinin otistik çocuklarda kullanıldığı zaman faydalı olduğu bilgisi henüz ispatlanmamıştır. Otistik bozukluğun yaşam boyu süren ve kesin tedavisinin olmadığı bilgisine dikkat edilirse, hiçbir tedavi ve eğitim yöntemi otizm’i yok edemez . Bu açıdan bakıldığında sözü edilen alternatif tedavilerin tamamlayıcı tedaviler oldukları unutulmamalıdır.




Aileye Öneriler

Otistik bozukluk için erken teşhis önemlidir. Zaman kaybedilmeden hem sağlık hem de eğitim önlemleri alınmalı ve en kısa sürede özel eğitime başlanmalıdır.

Hastalığın kabulü, çocuğun gelişimi, uyumu ve sonrasında yaşanacak güçlüklerin üstesinden gelinmesinde atılacak önemli bir adımdır. Hastalığı kabul eden aile, çocuğuna ilk desteği vermiş olur. Böyle aileler , çocuğunun ihtiyaçlarının ve ne yapılması gerektiğinin farkındadırlar. Bu kabul ediş ile birlikte aile çocuğunu topluma kazandırmaya hazırdır. Onu eve hapsetmez. Dışarı çıkarır, sorgulayıcı bakışlardan kaçmaz .

Anne-babalar, çocuklarının ilk ve sürekli öğretmenleri olduklarını unutmamalıdırlar. Özel eğitim demek sadece kurumlarda belirli uzmanlardan alınan eğitimler değildir. Evde de anne babalar özel eğitim uygulayabilirler ve kurumlarda uygulanan eğitimi destekleyebilirler. Ancak çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda evde uygulanan çalışmalarda anne-babanın dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır; Çocuğun sınırlarını zorlamayın, bu onun başarısızlık duygusu ile içine kapanmasına yol açabilir. Çocuğu aşırı korumayın, yapması gereken beceri ve davranışlarda ona önce model olun, daha sonra tek başına bir şeyler yapmasına fırsat verin. Anne baba olarak tutarlı olun. Anne çocuğun yapmasını istemediği bir davranışı baba da istememelidir. Verdiğiniz sözleri mutlaka tutun. Çocuğunuzu belirli davranışından dolayı ödüllendirdiğinizde veya cezalandırdığınızda ona hangi davranışından dolayı ödül veya ceza verdiğinizi açıklayın.

Tüm bunların yanı sıra, Çocuğun gelişimi için anne baba ve eğitimci işbirliği oldukça önemlidir. Bu işbirliğinin anneye, babaya ve çocuğa yararları kaçınılmazdır. Bu işbirliği ile, çocuğun gereksinimleri daha iyi anlaşılacak, çocuğun okul dışındaki yaşantısı hakkında eğitimci bilgilenecek, eğitimde uygulanan yöntemler anne babalar tarafından daha geniş bir alanda uygulama imkanı bulacak ve çocuğa uygulanan bireysel programın takibi, tartışması ve değişimi daha kolay olacaktır.

KAYNAKLAR
Ateş,N.S. (2005). “ Otistik Çocuklar ve Özel Eğitime Muhtaç Çocukların Cinselliği ve Cinsel Eğitimi”. Ya-Pa Yayınları. İstanbul. 15-18
Darıca,N. Gümüsçü,S. (2002). “Otizm ve Otistik Çocuklar”. Özgür Yayınları. İstanbul. 17.
Davison,C. Neale, M. (Çeviri: İhsan Dağ). (1997). “ Anormal Psikolojisi”. Türk Psikologlar Derneği Yayınları No:29. Ankara. 466.
Kulaksızoglu,A. (2003). “Farklı Gelişen Çocuklar”. Epsilon Yayınları. İstanbul. 82-90.
Yalom,I.D. (2007). “ Okul Öncesi Çocukların Terapisi”. Prestij Yayınları. İstanbul. 53-55.

"OTİZM" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psikolog Nergis ÖZDİNÇ AZANPA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Yorum: 0



En iyi yollayıcılar

asi_sakaryali
Meltem
pamukşeker20
Nemo
Hande(NURİCAN'ın annesi)
Lale
kartanesi74
gamze
çarem
kübra

Sondalama

Bu sitede en çok beğendiğiniz bölüm hangisi?

7% 7% [ 1 ]
35% 35% [ 5 ]
0% 0% [ 0 ]
14% 14% [ 2 ]
21% 21% [ 3 ]
0% 0% [ 0 ]
7% 7% [ 1 ]
0% 0% [ 0 ]
0% 0% [ 0 ]
14% 14% [ 2 ]

Toplam Oylar : 14

Arama

 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Kimler hatta?

Toplam 0 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 0 Misafir :: 2 Arama motorları


Kayıtlı kullanıcılar : Yok
Arama motorları : Google, Yahoo!


[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 9 kişi 09.06.08 20:15 tarihinde online oldu.

Istatistikler

Toplam 94 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: elvistuna

Kullanıcılarımız toplam 2987 mesaj attılar bunda 1324 konu

SON DAKİKA

HAFTANIN ŞİİRİ


Gurur
Alçak gönüllü ol, hor bakma bana, Doğru yolda yürü, yanarsın nara, Güvenme servete, güvenme mala, İşsiz, dostsuz bırakır seni gurur...
Hep yüksekten uçar, alayla bakar, Yoksulun, yetimin kalbini yıkar, Yaşamı boyunca zalimlik eder, Merhamet bırakmaz insanda gurur...
Gururlu olanı sevmez yaratan, Odur tüm canlıyı yoktan var eden, İman ihlas ile ibadet eden, Allah'ın yolunda saptırır gurur...
Yoksulu, mazlumu gel hakir görme, Dünya malı için kafanı yorma, Kendine ideal kişiyim deme, Yarı yolda koyar batırır gurur...
Gurur sanki bir insanda güçtür, Gururla yaşayan insan bir hiçtir, Aleme gülenin kendi gülünçtür, Kişiyi toplumdan soğutur gurur...
Öğretmen Seyfet der sevmem gururu, Sevip, sayılmakta buldum ömürü, Zayıf insanlara verdirir emiri, Bitmez bir hastalık gibidir gurur... Seyfet Bozçalı

Sayaç

YAPRAK DÖKÜMÜ MÜZİKLERİ

Sitemizi Destekleyenler


HeyList.Com Toplist | Siteni Ekle Hitine Hit Kat! Site Ekle